http://vetgoz.com.tr
http://vetgoz.com.tr/makaleler/Kedilerde-Multifokal-Okuler-Koloboma-Sendromu
veteriner göz merkezi

Makaleler

Kedilerde Multifokal Oküler Koloboma Sendromu (MOKS)

Gözkapaklarında konjenital bir gelişim anormalitesi olarak karşılaşılan koloboma, gözkapaklarında doğuştan eksik gelişim ve doku yokluğunu ifade eder. Aplazi ise bir doku ya da organın hiç olmaması, gelişmemesi anlamına gelir. Bu anomaliyle, kedi ve köpeklerde zaman zaman karşılaşılmaktadır. Köpek yavrularında seyrek karşılaşılan bu durum, kedilerde daha yaygındır. Anomalinin gelişimine resesif bir genin etkili olduğu düşünülmektedir.

Kedilerde rastlanan gözkapağı aplazisi, genellikle üst gözkapaklarında gelişir. Bazı olgularda sadece meibom bezlerinin gelişmemesi sözkonusudur. Böyle vakalar ancak çok dikkatli bir inspeksiyonla farkedilebilir. Ülkemizde rastladığımız hastaların çoğunda üst göz kapaklarının en az yarısı hatta kimi olgularda üçte ikisi gelişmemiştir. Yanı sıra olguların çoğu mikroftalmi, konjenital katarakt, retina koloboması, persistent pupillar membran (PPM) gibi diğer oküler anomalilerle birlikte gelişir. Hastaların büyük bir çoğunda tablo bu şekildedir. Bu hastaların yaşadığı duruma verilen isim multifokal oküler koloboma sendromudur.

Hastalığın klinik görünümü, hastadan hastaya değişim göstermektedir. Meibom bezlerin gelişmemesinden kaynaklanan kuruluk ve buna bağlı hafif kornea irritasyonu, hastalığın en hafif formudur. Bu gibi olgularda fotofobi ve blefarospazm dikkati çeker. Üst gözkapaklarındaki büyük defektlerde ise genellikle kornea defekti sözkonusudur. Böyle hastalarda derin kornea ülserasyonları, hatta geçikilen olgularda kornea perforasyonları gözlenir. İrritasyon sonrası gelişen sekonder enfeksiyon klinik tabloyu daha da kötüleştirmektedir. Hastalığın tanısı için her şeyden önce üst gözkapaklarının kenar yapısı dikkatlice incelenmelidir. Bazı olgularda tüyler korneaya doğru uzamıştır ve bu görüntü, deneyimsiz hekimlerde ilk bakıda entropiyum (gözkapaklarının içeri dönmesi) ile karıştırılmaktadır. Üst gözkapağında tam aplazi bulunan yeni doğmuş yavrularda ilk dikkati çeken belirti, ilk iki hafta kapalı olması geren gözkapaklarının aralık, hatta açıkmış gibi görülmesidir. Eğer yavru bir kedide gözkapağı koloboması ya da aplazisi belirlendiyse, göz içi yapılar da ayrıntılı incelenmeli, katarakt, PPM, gibi başka anomalilerin de bulunabileceği akıldan çıkarılmamalıdır. Bu amaçla direkt oftalmoskobinin yanı sıra, endirekt oftalmoskobi hatta oküler ultrasonografiden yararlanılmalıdır.

Tedavide ilk yapılması gereken eksik gözkapağının yerine çeşitli greft teknikler ile operasyon yapılmasıdır. Burada amaç öncelikli olarak gözküresini korumaya almaktır. Eğer hastada konjenital katarakt gibi başka oküler anomaliler varsa, daha sonra müdehale edilir. Öncelik gözkapağı rekonstruksiyonuna verilmelidir.

Sadece meibom bezlerin gelişmediği ya da çok küçük koloboma olguları, oküler kayganlaştırıcı ve lubrikantların zaman zaman kullanımıyla, ömür boyu kontrol altında tutulabilir. Ender olarak gözlenen küçük defektlerde de, kenarlar avive edilip, basit ayrı dikişlerle karşı karşıya getirilebilir. Üst gözkapaklarının büyük defektlerinde operatif girişim zorunludur. Hatta kimi zaman 2 basamaklı operasyon prosedürü uygulanır. Amaç, defektli alanın çevre deri ve konjunktivadan sağlanan greftlerle doldurulmasıdır. Bu sayede açıkta kalan kornea korunmuş ve dış etkilere karşı savunulmuş olur. Kimi zaman greft kontraksiyonundan dolayı tüyler arzu edilmeyen şekilde korneaya doğru yönlenebilir. Böyle bir durum gelişirse, epilasyon uygulanmalıdır. Amaç korneaya temas eden tüy folliküllerinin yıkımlanmasıdır. Bu işlem zor değildir ancak operasyon mikroskobu kullanımı nüks ihtimalini azaltır.

Aplazi ya da kolobomanın sağaltımı amacıyla uygulanan tekniklerden biri, pediküllü greftlerdir. Alt gözkapağından sağlanan pediküllü greft, üst gözkapağındaki defekti örtecek şekilde döndürülür ve atravmatik olarak yeni yerine dikilir. Dikiş malzemesi olarak 4/0-5/0 monoflaman emilmeyen iplik önerilmektedir. Ancak bizim deneyimlerimiz göstermektedir ki gözkapaklarının etrefında yapılan operasyonlarda (entropiyum, tümör ekstirpasyonu, yara revizyonu gibi), 4/0-5/0 ipek ipliklerin kullanımı daha uygundur. Bunun sebebi, operasyondan sonra iyileşme döneminde bazen dikiş dönebilir ve iplik ucu okuler yüzeye temas edebilir. Monoflaman iplikler genellikle sert olduğu için, korneada erezyon hatta ülser oluşumuna yol açabilmektedir. Oysa ipek iplik daha yumşak olduğu için, iplik uçları oküler yüzeye doğru dönse bile, ciddi bir komplikasyona yol açmamaktadır. Basit ayrı dikişlerle, hem greft yeni yerine dikilir, hem de greftin alındığı alan kapatılır. Bu sırada, greftin altına bulbar konjunktiva ya da alt gözkapağının palpebral konjunktivasından sağlanan doku da dikilebilir. Kimi oftalmologlar, defektli alanın üzerindeki bir parça deriyi, pediküllü olarak deviye etmeyi yeğlemektedir. Bu tekniğin diğerlerine göre 2 üstünlüğü vardır. Bu avantajlar alt gözkapağından greft alındığında gelişmesi muhtemel ektropiyumun önüne geçmek ve greftteki tüylerin göze değil yukarıya doğru yönlenmesini sağlamaktır.

Hangi yöntem uygulanırsa uygulansın, postoperatif dönemde lokal ve sistemik antibiyotikler kullanılır. Hastaya mutlaka yakalık takılmalıdır. Kimi olgularda lokal antibiyotik uygulamasına,kayganlaştırıcı, suni gözyaşı da eklenebilir dikişler 10-15 gün sonra alınır. Hastaların çoğu maalesef, gözkapağı noksanlığına bağlı olarak irritasyon ve ciddi kornea defektleri bize ulaşabilmektedir. Bu gibi olgularda, bir yandan rekonstruksiyon f,ğer yandan sekonder kornea problemlerinin tedavisi dikkatle yapılmalıdır. MOKS, sık olmamakla birlikte yavru kedilerde zaman zaman rastlanmaktadır. Hastaların çoğu rekonstruktif operasyon ve birkaç haftalık tedavi ile görüşünü koruyabilecek şekilde yaşayabilmektedir.

Prof. Dr . Murat ŞAROĞLU